intro

asos yayınları

  • 2016 yılında kuruldu.
  • Okuma kitapları yayını yapmaktadır.
  • Ders Kitabı yayını yapmaktadır.
KİTAPLARIMIZ DERGİLERİMİZ

KİTAPLARIMIZDAN BAZILARI

TÜM KİTAPLAR

Anlamaya Dayalı Tasarım (Ubd) Uygulamaları Öğretim sürecinde iki temel yanlış inanış, anlamayı sağlamada önemli engeller olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan biri, merkezi sınavlardaki başarının etkili öğretimin göstergesi olarak görülmesi ve bu sebeple, merkezi sınavlardaki başarıyı sağlamanın öğretimde amaç edinilmesidir. Bir diğer yanlış inanış, öğretimin amacının içeriğin kazandırılması olduğudur. Bu durum, öğretmenlerin içeriği aktarmayı hedef edinmelerine, müfredatı yetiştirme gayreti içerisinde bulunmalarına ve içerik bilgisini ölçmelerine neden olmaktadır. Halbuki öğrencinin kalıcı öğrenmesi, anlaması ile mümkündür ve anlama bilmekten öte çok boyutlu bir kavramdır. Anlamaya Dayalı Tasarım (UbD), anlamanın tüm boyutlarını içerisinde barındırarak, öğrencilerin 21.yy becerilerini geliştirmeyi hedefleyerek bireysel farklılıklarını destekleyerek performanslarını ortaya çıkarmayı ön plana alarak ve öğrencilere bilgiyi gerçek yaşama transfer etme imkanı sunarak anlamlı öğrenmeyi sağlamaktadır. Bu kitap, UbD yapmak isteyen öğretmenlere, akademisyenlere ve lisansüstü öğrencilere yol gösterici nitelikte bir kitaptır. UbD ile ilgili kuramsal bilgilerin yanı sıra 5.Sınıf Sosyal Bilgiler Dersi bağlamında uygulamaları da kapsaması açısından öğretim tasarımı alanında özgün bir kitaptır. Kitapta 5.Sınıf Sosyal Bilgiler Dersi ünitelerinin UbD tasarım örnekleri ile birlikte İzmir ve Kahramanmaraş?ta tasarımların uygulama sonuçları da yer almaktadır. Bu sayede kitabın, Sosyal Bilgiler öğretmenlerine değil UbD tasarımı yapmak isteyen ve öğretim sürecini nitelikli ve kolaylaştırıcı hale getirmek isteyen eğitimcilere de rehberlik edeceği düşünülmektedir...
Sınıf Yönetimi Değerli öğretmen adayları, Eğitim-öğretim etkinlikleri ile toplumların devamlılığını teminat altına alacak bireylerin yetiştirilmesi amaçlanır. Bu amaç doğrultusunda öğretmenlerin, eğitsel ve öğretimsel amaçları, olabildiğince yüksek düzeyde gerçekleştirmeleri beklenir. Tam bu aşamada bir sınıf düşünelim. Örneğin 30 öğrencinin olduğu bir sınıf. Aslında 30 öğrenci derken, 30 farklı sosyal çevreden ve 30 farklı sosyo- ekonomik düzeye sahip aileden gelen, 30 farklı kültüre, 30 farklı zihinsel gelişim düzeyine, 30 farklı iletişim becerisine sahip 30 farklı dünyadan bahsediyoruz. Öğretmenin vazifesi ise, bu dünyalara adeta güneş olmak; farklılıklarla dolu olan sınıfı, eğitim ve öğretim ışığıyla aydınlatmak, adeta bir orkestra şefi edasıyla sınıfı yönetmek. Peki, bu kadar farklılıkların bulunduğu bir sınıfta öğretmen, yalın haliyle tek başına, kendinden beklenilenleri nasıl ve hangi yetilerle yapabilir? Bu kitapta bu ve benzeri birçok soruya yanıtlar aranmış, örnek olaylarla derinlemesine analizler yapılması amaçlanmış, bölüm sonu değerlendirme soruları ile her bölümün sonunda öğrenilme düzeyi belirlenmeye çalışılmıştır.
EĞİTİM PLANLANMASI KURAM VE UYGULAMA Eğitim; birey, ebeveyn, toplum ve devlet bakımından neden bu kadar önemlidir? Neden her kesim hayatını öncelikle eğitime göre düzene sokmaya çalışmaktadır? Bu düzeni sağlamanın en etkili ve verimli yolu nedir? Birey ile velinin, veli ile toplumun, birey ile toplumun, toplum ile devletin, birey ile devletin amaçları ve yöntemleri örtüşmekte midir? Muhtemel bir anlaşmazlıkta çözüm nedir? Hangi ilkeler ve parametreler belirleyici olur? Hangi taraf fedakârlık etmeli, hangi taraf baskın olmalıdır? Paydaşların eş zamanlı faydası nasıl sağlanabilir? Eğitim sistemleri, yukarıda sıralanan sorulara verilen cevaplar doğrultusunda kurulur ve işletilir. Sistemin nihai hedefi her kesim için en uygun yararı ve memnuniyeti sağlamaktır. Ancak bu hiç de kolay olmaz.
ÖZGÜN BELGELER IŞIĞINDA YAHUDİ- HAZAR YAZIŞMALARI Özgün Belgeler Işığında Yahudi-Hazar Yazışmaları' kitabı Kokovtsov'un el yazma metinlere getirdiği çok değerli eleştirel incelemeleri içeriyor. Tarih, coğrafya, dil, edebiyat, filoloji, etimoloji, teoloji gibi disiplinlere güçlü göndermelerde bulunan elinizdeki kitap; alan araştırmacılarına yepyeni olanaklar sunuyor. Kitap, zengin dipnotlarıyla dikkat çekiyor ve okuyucularını arka planda kalmış bir tarihle buluşturuyor. NEDEN HAZARLAR' Hazarlar Türk tarihinde sadece diğerlerinden farklı bir dini kabul ettikleri için mi bu kadar ilgi çekicidir?.. 'Sen, mektubunda bana hangi millet ve hangi soydan geldiğimi soruyorsun. Sana bildiriyorum ki, ben Yafes'in oğullarından, Togarma'nın soyundanım. Ben atalarımın soyağacı kitaplarında Togarma'nın on oğlunun olduğuna ilişkin bilgiler buldum. Onların isimleri şöyle: Aviyor, Turis, Avaz, Uguz, Biz-l, T-r-n-a, Hazar, Yanu, B-l-g-r, Savir. Ben yedinci oğulun - Hazar'ın - oğullarından geliyorum.? (Hazar Kağanı Yusuf'un yanıt mektubundan-Geniş sürüm s.103) *** 'Bunun üzerine kesime ayrılmış sürünün özellikle sıkıntı çekenlerini güttüm. Elime iki değnek aldım; birine ''Lütuf'', ötekine ''Birlik'' adını koydum. Böylece sürüyü gütmeye başladım./ Bir ayda üç çobanı başımdan savdım. Çünkü ben sürüden bıkmıştım, sürü de benden tiksinmişti./ Sürüye, ''Artık sizi gütmeyeceğim. Ölen ölsün, kesilen kesilsin, geri kalanlar da birbirinin etini yesin'' dedim./ Sonra ''Lütuf'' adındaki değneğimi aldım ve bütün uluslarla yapmış olduğum antlaşmayı bozmak için kırdım./ Böylece antlaşma o gün bozuldu. Beni gözleyen sürünün sıkıntı çekenleri Rabb'in sözünün yerine geldiğini anladılar.? (Tevrat; Zekeriya 11:7-11.) s.61
DİLSEL GÖRECELİK İnsanlar tek bir tür olmalarına rağmen binlerce farklı dil konuşur. Her bir dil ses, sunduğu sözcükler ve sözcüklerin ne anlama geldikleri, nasıl oluşturulduğu ve cümleler kurmak için nasıl bir araya getirdikleri konusunda diğerlerinden farklıdır. Herhangi bir dili konuşmak, aynı anda birçok düzeyde gerçekleşen farklı bir ses seti üretmek için ağız ve boğazın karmaşık bir koreografisi; bu özel ayrımları tanımayı öğrenen bir kulak, on binlerce işaretin ve anlamlarının kontrolü gibi karmaşık uygulamalarla hâkim olmayı gerektirir. Örneğin Türkçede sıfatlar adlardan önce, edatlar ise adlardan sonra gelir ve eylem genellikle cümlenin sonundadır. Bu, eylemin ne olduğunu öğrenmeden önce onun niteliklerini duyacağınız, nerede veya neyle bağlantılı bilmeden önce ne hakkında konuşulduğunu öğreneceğiz, bir cümledeki kişiler hakkında her şeyi öğrendikten sonra ne yaptıklarını anlayacağız anlamına gelir. Peki, bütün bunlar ne kadar önemli? Konuşulan dil, hayatın diğer yönlerini, kişinin dünyayı düşünme, hissetme, algılama veya kurgulama biçimini etkiler mi? Bu kitapta cevabı aranan soru budur.
Türkiyede Bir Dinler Tarihçisi Prof. Dr. ŞABAN KUZGUN